Kısa yanıt
Selde belediyenin sorumluluğu, kural olarak altyapı, yağmur suyu, dere ıslahı veya imar denetimi gibi bir kamu hizmetinin hiç, geç ya da kötü işlemesinden (hizmet kusuru) doğar ve zarar idare mahkemesinde tam yargı davasıyla istenir. Zarar yalnızca olağanüstü yağıştan doğmuşsa idare mücbir sebep savunması yapabilir; dere yatağındaki kaçak yapı gibi zarar görenin kendi kusuru da tazminatı azaltabilir.
Bu yazıda
- Sel felaketinde belediyenin sorumluluğu nedir?
- Dere yatağına imar izni veren kurumlar sorumlu mu?
- Rant ve yanlış şehirleşme: hizmet kusuru mu, kusursuz sorumluluk mu?
- Olağanüstü yağış mücbir sebep sayılır mı?
- Dere yatağındaki kaçak yapıda oturanlar tazminat alabilir mi?
- Belediyeden sel tazminatı nasıl istenir?
14.10.2026'dan itibaren İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova ve Zonguldak'ta yaşanan sel ve su baskınlarından sonra en sık sorulan sorulardan biri, selde belediyenin sorumluluğu olup olmadığıdır. Anayasanın 125. maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Ancak her sel zararı idareye yüklenemez; zararın bir kamu hizmetindeki aksaklıktan kaynaklandığının ortaya konulması gerekir.
Bu yazıda 21.10.2026 itibarıyla hangi idarenin hangi görevden sorumlu olduğunu, hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluk ayrımını ve idarenin ileri sürebileceği savunmaları anlatıyoruz. Taşınmazlara ilişkin genel bilgi için gayrimenkul hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Sel felaketinde belediyenin sorumluluğu nedir?
Belediye Kanununun 14. maddesine göre belediye imar, su ve kanalizasyon ve ulaşım gibi kentsel altyapı hizmetlerini yapar veya yaptırır. Aynı Kanunun 15. maddesi belediyeye atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlama ve bunun için gerekli tesisleri kurma yetkisini verir. 53. madde ise belediyeye doğal afetlerden korunmak veya zararlarını azaltmak için afet ve acil durum planları yapma, ekip ve donanım hazırlama görevini yükler.
Bu görevlerin hiç, geç ya da kötü yerine getirilmesine idare hukukunda hizmet kusuru denir. Hizmet kusuru varsa ve zarar bu kusurla bağlantılıysa, idare zararı tazmin etmekle yükümlü olabilir. Selde hizmet kusuru olarak tartışılabilecek tipik durumlar şunlardır:
- temizlenmeyen veya tıkalı yağmur suyu ızgaraları, kanallar ve menfezler;
- daha önce taşkın yaşandığı bilinen bir bölgede altyapı kapasitesinin artırılmaması;
- ıslah edilmeyen, daraltılan ya da üstü yetersiz kesitle kapatılan dere yatakları;
- taşkın riski bilinen alanda imar planıyla yapılaşmaya izin verilmesi veya ruhsat düzenlenmesi;
- meteorolojik uyarılara rağmen tahliye veya geçici önlem alınmaması.
Belediye Kanununun 14. maddesi, hizmetlerin öncelik sırasının belediyenin mali durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirleneceğini de söyler. İdareler bu hükme dayanarak bütçe yetersizliğini savunma olarak ileri sürebilir; bu savunmanın, can ve mal güvenliğini doğrudan ilgilendiren önlemler bakımından ne ölçüde kabul edileceği somut olaya göre değerlendirilir.
Dere yatağına imar izni veren kurumlar sorumlu mu?
Olabilir. İmar Kanununa göre belediye sınırları içindeki imar planlarını belediyeler, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerin planlarını ise valilik yapar veya yaptırır (m.8). Yapı ruhsatı belediye veya valilikten alınır (m.21). Ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıyı tespit eden idare inşaatı durdurur, aykırılık giderilmezse yapıyı yıktırır; bu yapılmazsa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da yıkım yapabilir (m.32). Bakanlık ayrıca afetler dolayısıyla gereken planları re'sen yapma ve onaylama yetkisine sahiptir (m.9).
Bu nedenle taşkın riski bilinen bir dere yatağını konut alanı olarak planlayan, burada ruhsat veren ya da kaçak yapılaşmayı bildiği halde durdurmayan idarenin sorumluluğu gündeme gelebilir. Sorumluluk için riskin idarece bilinip bilinmediği veya bilinmesi gerekip gerekmediği önemlidir; plan notları, jeolojik etütler ve ilgili kurum görüşleri bu noktada belirleyici olabilir.
| Görev | Kural olarak sorumlu idare | Dayanak |
|---|---|---|
| Yağmur suyu ve kanalizasyon şebekesi | Belediye; büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi veya bağlı su ve kanalizasyon idaresi (İSKİ, İSU gibi) | 5393 m.15/1-e; 5216 m.7/1-r |
| Derelerin ıslahı | Büyükşehir belediyesi | 5216 m.7/1-r |
| Taşkın koruma tesisleri ve akarsu ıslahı | Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) | 4 sayılı CBK m.121/1-a ve f |
| Nazım imar planı | Büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi; diğer yerlerde belediye | 5216 m.7/1-b; 3194 m.8 |
| Uygulama imar planı ve yapı ruhsatı | Belediye (büyükşehirlerde kural olarak ilçe belediyesi); belediye ve mücavir alan dışında valilik | 3194 m.8, m.21; 5216 m.7 |
| Ruhsatsız yapının durdurulması ve yıkımı | Belediye veya valilik; yapılmazsa Bakanlık | 3194 m.32 |
| Afet ve acil durum planlaması | Belediye; büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi | 5393 m.53; 5216 m.7/1-u |
Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. maddesi büyükşehir belediyesine nazım imar planı yapma, ilçe belediyelerinin uygulama imar planlarını onaylama, su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütme, derelerin ıslahını yapma ve doğal afet planlamasını büyükşehir ölçeğinde yapma görevlerini verir. DSİ'nin taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesis yapma görevi ise bugün 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 121. maddesinin (a) ve (f) bentlerinde düzenlenmiştir; 6200 sayılı DSİ Kanununun görev maddesi (m.2), 2018'de 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. Birden fazla idarenin görev alanı kesişebildiği için zarar görenlerin başvurusunu ilgili tüm idarelere yöneltmesi pratikte yararlı olabilir.
Rant ve yanlış şehirleşme: hizmet kusuru mu, kusursuz sorumluluk mu?
İdare hukukunda sorumluluk iki temel esasa dayanır: hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk. Kusursuz sorumluluk, idarenin kusuru olmasa bile belirli risklerden doğan zararların karşılanmasını ifade eder; bunun bir türü olan sosyal risk ilkesinin Danıştay uygulamasında ağırlıklı olarak terör olaylarından doğan zararlarda uygulandığı bilinmektedir. Doğal afet zararlarında ise sorumluluğun genel olarak hizmet kusuru üzerinden değerlendirildiği görülmektedir. Bununla birlikte idari yargı içtihadı tek tip değildir; hangi sorumluluk esasının uygulanacağı somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir.
Bu nedenle "rant", "yanlış şehirleşme" veya "altyapı yetersizliği" gibi genel eleştiriler tek başına tazminat için yeterli olmayabilir. Bunların somut bir aksaklığa dönüştürülmesi gerekir: hangi idarenin, hangi tarihte, hangi önlemi almadığı ve bu eksikliğin sizin zararınızı nasıl doğurduğu (illiyet bağı). Geçmiş taşkın kayıtları, idareye daha önce yapılmış şikayetler ve bilirkişi incelemesi bu bağın kurulmasında önemlidir.
Olağanüstü yağış mücbir sebep sayılır mı?
İdareler sel davalarında çoğunlukla mücbir sebep savunması yapar. İdari yargı uygulamasında mücbir sebep genel olarak öngörülemeyen, karşı konulamayan ve idarenin faaliyet alanı dışında kalan bir olay olarak anlaşılır; böyle bir olayın zararın tek nedeni olduğu kabul edilirse illiyet bağı kesilir. İçişleri Bakanlığının 16.10.2026 tarihli açıklamasına göre İstanbul'da yağış bazı noktalarda metrekareye 272,2 kilograma ulaşmıştır; bu tür veriler idarenin savunmasında kullanılabilir.
Bununla birlikte idari yargı uygulamasında olağanüstü yağışın varlığı idareyi her zaman sorumluluktan kurtarmaz. Yağışın etkisi idarenin önlenebilir bir eksikliğiyle büyümüşse, örneğin tıkalı bir kanal veya ıslah edilmemiş bir dere suyun yayılmasına yol açmışsa, sorumluluk tamamen ya da kısmen devam edebilir. Önceden yapılan meteorolojik uyarılar da olayın öngörülebilirliği tartışmasında dikkate alınabilir. Sonuç her olayda ayrıca değerlendirilir.
Dere yatağındaki kaçak yapıda oturanlar tazminat alabilir mi?
Zarar görenin kendi kusuru tazminatı etkiler. Dere yatağında ruhsatsız yapı yapılması, bodrum katın izinsiz olarak konut veya depo olarak kullanılması ya da tahliye uyarısına uyulmaması gibi durumlarda tazminat indirilebilir; kusur çok ağırsa illiyet bağının kesildiği de kabul edilebilir. Benzer ilke özel hukukta Türk Borçlar Kanununun 52. maddesinde yer alır.
Öte yandan idare kaçak yapıyı bildiği halde yıllarca durdurmamış veya yıkmamışsa, kendi denetim eksikliği de tartışılabilir. Bu durumda zararın taraflar arasında kusur oranına göre paylaştırılması gündeme gelebilir. Sel zararınız sigorta kapsamındaysa, idareye başvurmadan önce sel baskınında sigorta tazminatı sürecini de başlatmanız önerilir.
Belediyeden sel tazminatı nasıl istenir?
İdareye karşı izlenecek yol (özet)
Zararı belgeleyin
Temizlikten önce tarihli fotoğraf ve video çekin; hasar tespit tutanaklarını, faturaları ve varsa daha önce idareye yaptığınız şikayetleri saklayın.
Sorumlu idareleri belirleyin
İlçe belediyesi, büyükşehir belediyesi, su ve kanalizasyon idaresi ve DSİ gibi görev alanı olan idareleri tespit edin.
İdareye yazılı başvurun
Eylemi öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde zararınızın ödenmesini isteyin (İYUK m.13).
Cevabı bekleyin
İdare 30 gün içinde cevap vermezse isteğiniz reddedilmiş sayılır.
Dava açın
Ret tebliğinden veya 30 günün bitiminden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılır (İYUK m.7, m.13).
Sürelerin hesabı, görevli ve yetkili mahkeme, delil tespiti ve masraflar sel mağdurları için tam yargı davası yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır. 21.10.2026 itibarıyla bu sel için 7269 sayılı Kanun kapsamında "genel hayata etkili afet" kararı, mücbir sebep veya erteleme kararı Resmi Gazetede yayımlanmamıştır. Olası destek ve erteleme kararlarını Resmi Gazete, AFAD ve valiliğinizin resmi duyurularından takip etmeniz gerekir.
Somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.
Sık sorulan sorular
Sel nedeniyle belediyeye dava açılabilir mi?
Evet, zarar belediyenin altyapı, yağmur suyu, dere ıslahı veya imar denetimi gibi bir görevini hiç, geç ya da kötü yerine getirmesinden kaynaklanıyorsa açılabilir. Bunun için önce idareye yazılı başvuru yapılır, ardından idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Zararın yalnızca olağanüstü yağıştan doğduğu ve idarenin bir eksikliğinin bulunmadığı anlaşılırsa tazminat çıkmayabilir.
Dere yatağına ruhsat veren belediye sorumlu mu?
Sorumlu olabilir. İmar Kanununa göre imar planını yapan ve yapı ruhsatını veren idare belediye veya valiliktir; kaçak yapıyı durdurma ve yıkma görevi de bu idarelere aittir. Taşkın riski bilinen bir alanda plan yapılması veya ruhsat verilmesi hizmet kusuru olarak değerlendirilebilir. Sorumluluk, riskin bilinip bilinmediğine ve zararla bağlantısına göre somut olayda belirlenir.
Belediye olağanüstü yağış derse tazminat alınamaz mı?
Her zaman değil. Mücbir sebep, öngörülemeyen ve karşı konulamayan bir olay olarak zararın tek nedeni sayılırsa illiyet bağını keser. Ancak zararın büyümesinde tıkalı kanal, ıslah edilmemiş dere veya yetersiz altyapı gibi önlenebilir bir eksiklik de etkiliyse, idarenin sorumluluğu tamamen ya da kısmen devam edebilir. Meteorolojik uyarılar ve bölgenin taşkın geçmişi bu değerlendirmede önem taşır; sonuç somut olaya göre değişir.
Kaçak yapıda oturanlar selde tazminat alabilir mi?
Kural olarak tamamen dışlanmazlar; ancak zarar görenin kendi kusuru tazminatı azaltabilir. Dere yatağında ruhsatsız yapı veya izinsiz bodrum kullanımı gibi durumlarda indirim yapılabilir, kusur çok ağırsa tazminat hiç verilmeyebilir. İdare kaçak yapıyı bildiği halde durdurmamışsa, onun denetim eksikliği de dikkate alınarak kusur paylaştırması yapılabilir.
Belediyeye tazminat başvurusu için süre ne kadar?
İdari eylemden doğan zararlarda başvuru, eylemi öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır (İYUK m.13). İdare 30 gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır. Ret tebliğinden veya bu sürenin bitiminden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açılır.
Kaynaklar
- Mevzuat 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.125
- Mevzuat 5393 sayılı Belediye Kanunu m.14, 15, 53
- Mevzuat 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu m.7
- Mevzuat 3194 sayılı İmar Kanunu m.8, 9, 21, 32
- Mevzuat 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.121 (DSİ)
- Mevzuat 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2, 7, 13