Kısa yanıt
Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) ve ziynet eşyası talepleri saklı tutulabilir; bunlar boşanmadan sonra ayrı davayla istenebilir. Maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası ise protokolde ya tutarıyla düzenlenmeli ya da açıkça bunlardan vazgeçilmelidir. Yargıtay, anlaşmalı boşanmadan sonra boşanma sebebiyle tazminat istenemeyeceğini kabul etmektedir.
Bu yazıda
Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken eşler bazen her konuda hemen uzlaşamaz ve “bu hakkımız saklıdır” diye yazıp boşanmayı öne almak ister. Bu yol bazı talepler için güvenlidir, bazıları için ise hak kaybına yol açabilir. Aşağıda hangi hakların saklı tutulabileceğini, hangilerinin protokolde mutlaka çözülmesi gerektiğini ve sürelerin nasıl işlediğini bulacaksınız. Anlaşmalı boşanmanın şartları ve dava adımları için Anlaşmalı Boşanma Şartları, Protokol ve Dava Süreci yazısına, diğer konular için aile hukuku sayfasına bakabilirsiniz.
Anlaşmalı boşanma protokolünde ziynet, mal paylaşımı ve tazminat hakları saklı tutulabilir mi?
Kısa cevap: ziynet ve mal paylaşımı için evet, tazminat ve yoksulluk nafakası için hayır. Türk Medeni Kanunu m.166/3'e göre anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, “boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu” hakkında eşlerin kabul ettiği düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Boşanmanın feri sonuçlarına ilişkin anlaşmalar da hakim onaylamadıkça geçerli olmaz (TMK m.184/5).
Öğretide ve Yargıtay uygulamasında maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası, velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası protokolün zorunlu içeriği sayılır. Mal rejiminin tasfiyesi ve aile konutu gibi konular ise protokolün isteğe bağlı içeriğidir (Demirbaş, YBHD 2020/2). Saklı tutmanın sonucu da bu ayrıma göre değişir.
| Konu | Protokolde düzenlenmesi zorunlu mu? | Saklı tutulabilir mi? | Sonradan dava ve süre |
|---|---|---|---|
| Maddi ve manevi tazminat (TMK m.174) | Evet | Hayır; tutar yazılmalı veya açıkça vazgeçilmeli | Yargıtaya göre anlaşmalı boşanmadan sonra istenemez |
| Yoksulluk nafakası (TMK m.175) | Evet | Hayır; tutar yazılmalı veya açıkça vazgeçilmeli | Protokolde yer almayan talep sonradan büyük ölçüde reddedilir |
| Velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası | Evet | Hayır; ancak koşullar değişirse değiştirilebilir | Koşullar değişirse değiştirilmesi istenebilir (TMK m.183, 331) |
| Mal rejiminin tasfiyesi | Hayır | Evet | Yargıtay uygulamasına göre boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl |
| Ziynet eşyaları | Hayır | Evet | Aynen iade zamanaşımına uğramaz; bedel talebinde 10 yıl (uygulama) |
Maddi ve manevi tazminat ile nafaka neden saklı tutulamaz?
Tazminat ve yoksulluk nafakası boşanmanın mali sonuçlarının çekirdeğidir. Eşler bunlarda anlaşmadan “haklarımız saklıdır” yazarsa, TMK m.166/3'teki mali sonuçlar üzerinde anlaşma şartı gerçekleşmemiş olur. Bu nedenle tazminat ve nafaka hakları saklı tutularak hazırlanan bir protokol, uygulamada anlaşmalı boşanma için yeterli görülmeyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 02.05.2019 tarihli, E.2017/3067, K.2019/512 sayılı kararında, anlaşmalı boşanmada eşlerin boşanma ve boşanmanın feri sonuçları konusunda anlaştıklarını, birbirlerine kusur yüklemediklerini ve bu nedenle sonradan açılan tazminat davasında yeniden kusur araştırması yapılamayacağını belirtmiştir. Bu karara göre anlaşmalı boşanmadan sonra boşanma sebebiyle TMK m.174'e dayanan maddi ve manevi tazminat kural olarak istenemez.
TMK m.178, boşanmadan doğan dava haklarının boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Bu süre özellikle çekişmeli boşanmada istenmemiş tazminat ve nafaka talepleri için tartışılır. Anlaşmalı boşanmada ise Yargıtay uygulamasında protokolde yer almayan yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinde boşanma kararı kesin hüküm kabul edilmektedir. Öğretide aksi yönde görüşler bulunsa da bir yıllık süreye güvenerek bu talepleri açıkta bırakmak ciddi risk taşır.
Hakim, tazminat veya nafakayı açıkta bırakan bir protokolü uygun bulmazsa eşlere değişiklik önerebilir. Eşler bu değişikliği kabul etmezse anlaşmalı boşanma kararı verilemez; dava, şartları varsa çekişmeli boşanma olarak sürdürülebilir. Bu sürecin nasıl işlediğini Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır yazısında bulabilirsiniz.
Çocuklara ilişkin düzenlemeler ise farklıdır. Velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası protokolde mutlaka düzenlenir; ancak koşullar değişirse sonradan değiştirilmeleri istenebilir. Nafaka türlerinin şartları ayrı bir yazının konusudur.
Mal paylaşımı hakkı saklı tutulursa dava ne zaman açılır?
Mal rejiminin tasfiyesi protokolün zorunlu içeriği değildir. Eşler mal paylaşımını protokolde çözebilir, açıkça saklı tutabilir ya da hiç değinmeyebilir. Saklı tutulan veya hiç düzenlenmeyen mal rejimi alacakları boşanmadan sonra aile mahkemesinde açılacak davayla istenebilir. Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer (TMK m.225/2).
Mal rejiminden doğan alacaklar TMK m.178'deki bir yıllık süreye tabi değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2016 tarihli, E.2016/8-1061, K.2016/959 sayılı kararına göre katılma alacağında on yıllık zamanaşımı uygulanır (Türk Borçlar Kanunu m.146); süre uygulamada boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren hesaplanır. Evlilik devam ettiği sürece eşler arasındaki alacaklarda zamanaşımı zaten işlemez (TBK m.153). Hesaplama yöntemi için Boşanmada Mal Paylaşımı yazısına bakabilirsiniz.
Asıl risk, protokoldeki genel ifadelerdir. “Tarafların birbirinden başka hiçbir talebi yoktur” gibi bir cümle, Yargıtay uygulamasında mal rejiminden doğan haklardan da vazgeçme olarak yorumlanabilir. Mal paylaşımını ertelemek istiyorsanız bunu ayrıca ve açıkça yazmanız gerekir.
Ziynet eşyaları protokolde nasıl yazılmalı?
Ziynetler kadının kişisel malıdır ve iadesi boşanmanın mali sonuçlarından bağımsız bir mülkiyet talebidir. Bu nedenle protokolde ziynetler için üç seçenekten biri açıkça yazılmalıdır: ziynetler teslim alınmıştır, belirli bir tarihte teslim edilecektir ya da bu konudaki talep ve dava hakları saklıdır. Saklı tutulan ziynet talebi boşanmadan sonra ayrı davayla istenebilir. Ayrıntılar için Ziynet Eşyası Davası yazısına bakabilirsiniz.
Aile konutunun veya başka bir taşınmazın devri de protokolün isteğe bağlı içeriğindendir. Protokole devir yazılacaksa taşınmazın tapu bilgileri, devrin tarihi ve masrafları kimin karşılayacağı açıkça gösterilmelidir; aksi halde devir için ikinci bir dava açmak gerekebilir.
“Ziynetlerimi teslim aldım” ifadesi, gerçekte teslim almadığınız halde imzalanırsa sonradan aksini ispatlamak çok zordur. Teslim yapılacaksa ziynetlerin türünü, adedini ve teslim tarihini yazmak, icra aşamasında da işinizi kolaylaştırır.
Saklı tutma maddesi nasıl yazılır?
Protokolü imzalamadan önce
Zorunlu konuları kapatın
Maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası için ya tutar ve ödeme tarihi yazın ya da “talep etmiyoruz” diye açıkça vazgeçin. Bu konularda “saklıdır” ifadesi kullanmayın.
Saklı tutulacak hakları tek tek sayın
Örneğin: “Tarafların mal rejiminin tasfiyesine ve davacı kadının ziynet eşyalarına ilişkin talep ve dava hakları saklıdır.” Genel ve belirsiz ifadelerden kaçının.
“Başka talebimiz yoktur” cümlesine dikkat edin
Bu cümleyi kullanacaksanız saklı tutulan hakları istisna olarak aynı maddede tekrar yazın.
Kararda yer aldığını kontrol edin
Hakimin onayladığı protokolün karara geçirildiğinden emin olun; hükümde yer almayan protokol hükümleri sonradan uygulatılamayabilir.
Sürelerin kaydını tutun
Kesinleşme tarihini not edin; uygulamada mal rejimi ve ziynet bedeli davalarındaki süreler bu tarihten itibaren hesaplanır.
Protokolünüzde hangi hakların saklı tutulabileceğini değerlendirmek için bir avukata danışmanız önerilir.
Sık sorulan sorular
Anlaşmalı boşanmadan sonra tazminat davası açılabilir mi?
Kural olarak hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanmada eşlerin boşanmanın feri sonuçları konusunda anlaştığını ve sonradan kusur araştırması yapılamayacağını kabul ederek, bu boşanmadan sonra TMK m.174'e dayalı maddi ve manevi tazminat istenemeyeceğine karar vermiştir. Bu nedenle tazminat talebinizi protokolde tutarıyla yazmanız ya da ondan bilinçli olarak vazgeçmeniz gerekir.
Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı sonradan yapılabilir mi?
Evet. Mal rejiminin tasfiyesi protokolün zorunlu içeriği değildir; protokolde açıkça saklı tutulabilir veya hiç düzenlenmeyebilir. Bu durumda boşanma kesinleştikten sonra aile mahkemesinde mal paylaşımı davası açılabilir. Yargıtay uygulamasına göre katılma alacağında on yıllık zamanaşımı uygulanır. Ancak “başka talebimiz yoktur” gibi genel bir ifade bu haktan vazgeçme olarak yorumlanabilir.
Protokolde ziynet yazılmazsa ziynetler istenebilir mi?
Ziynetler kadının kişisel malı olduğundan, protokolde bunlardan açıkça vazgeçilmemişse boşanmadan sonra ayrı davayla istenebilir. Yine de genel ifadeler tartışma yaratabileceği için ziynetlerin teslim alındığını, teslim edileceğini ya da talep hakkının saklı olduğunu protokolde açıkça yazmak en güvenli yoldur. Aynen iade talebi Yargıtay uygulamasında zamanaşımına uğramaz.
Anlaşmalı boşanmada nafaka sonradan istenebilir mi?
Yoksulluk nafakası protokolün zorunlu içeriğindedir. Protokolde yer almayan yoksulluk nafakası için sonradan açılan davalarda Yargıtay uygulaması boşanma kararını kesin hüküm saymaktadır; bu nedenle talep çoğu zaman reddedilir. Çocuk için iştirak nafakası ise farklıdır: koşullar değişirse artırılması, azaltılması veya yeniden düzenlenmesi her zaman istenebilir.
TMK 178'deki bir yıllık süre anlaşmalı boşanmada uygulanır mı?
TMK m.178, boşanmadan doğan dava haklarının boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yılda zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Bu süre daha çok çekişmeli boşanmada istenmemiş tazminat ve nafaka için önem taşır. Anlaşmalı boşanmada Yargıtay, protokolde çözülmeyen tazminat ve nafaka taleplerine kapıyı büyük ölçüde kapattığı için bu süreye güvenmek risklidir. Mal paylaşımı ve ziynet ise bu süreye tabi değildir.
Kaynaklar
- Mevzuat 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.166, 174, 175, 178, 184, 225
- İçtihat Yargıtay HGK 02.05.2019, E.2017/3067, K.2019/512 ve HGK 05.10.2016, E.2016/8-1061, K.2016/959 (Demirbaş, Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Taşınmazlar Üzerindeki Ayni Haklara İlişkin Hükümleri ile İlgili Bazı Hukuki Sorunlar, YBHD 2020/2)
- Mevzuat 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146, 153